Mahmut Bey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mahmut Bey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2010 Salı

Vekaletname

Dramalı Ali Rıza Efendi 27 Nisan 1907 tarihinde vefat ettiğinde büyük oğlu Mehmet Ali Bey 23 yaşında, Remzi Bey 8 yaşında, Mahmut Bey ise 5 yaşındaydı. Ali Rıza Efendi'nin dul eşi Fatma Zehra Hanım eşinin vefatından sonra gelenek olduğu üzere 40 gün beklemiş, 41. günde kendisine ve çocuklarına maaş bağlanması işlemlerini yürütmek için, büyük oğlu Mehmet Ali Bey'e yanda görülen vekaletnameyi vermiştir. Bu vekaletnameyi bize ileten sayın Gültekin Hanım ve Deniz Bey'e sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Eminönü'ndeki Ahi Çelebi Mahkemesine verilen bu vekaletname günümüzdeki Türkçeyle şöyledir:

Yüce İstanbul'da Molla Gürani Mahallesinde sekiz numaralı evde oturan merhum Dramalı Ali Rıza Efendi'nin eşi ve aşağıda adları yazılı küçük yaştaki çocuklarının annesi, işlerinin görülmesi için vefatından önce vasi olarak belirlenmiş Halil kızı Fatma Zehra Hanım, mahkeme nezdinde talepte bulunup sözügeçen rahmetlinin benimle olmuş oğulları Ahmet Remzi ve Mahmut Efendilere emekli sandığından tahsis olan maaşımızı almak için gerekli işlemleri yapmak, ve makbuzunu bana vermek üzere, yetişkin oğlum Mehmet Ali Efendi'ye genel vekalet vererek namıma hareket etmeye vekil tayin ettim dedi, istenenlerin yapılması talebiyle yazıldı.

Öncelikle bu vekaletnameden Ali Rıza Efendi'nin eşi Fatma Zehra Hanımın baba adının Halil olduğunu öğreniyoruz. Fatma Zehra Hanım günümüzdeki Bulgaristan'ın Plevne kentinde doğmuş ve büyümüştü. Büyük oğlu Mehmet Ali Bey'in 1884 yılında doğmuş olmasından yola çıkarak 1882-1883 yıllarında Ali Rıza Efendi'yle evlenmiş olduklarını tahmin edebiliriz. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Gazi Osman Paşa kumandanlığında gerçekleşen ünlü Plevne Savunması sona erip Plevne düştükten sonra bölgede yaşayan Türklerin kitleler halinde İstanbul'a muhacir olarak geldiklerini biliyoruz. Fatma Zehra Hanımın 1878 yılında Plevne'den İstanbul'a gelip 4-5 yıl sonra Ali Rıza Efendi'yle evlendiği sonucuna varıyoruz.

Yukarıda görülen vekaletname Ahi Çelebi Mahkemesine verilmiştir. Kaynaklardan Ahi Çelebi Mahkemesinin Eminönü semtinde yanda resmi görülen Rüstem Paşa Camii'nin yanında yer aldığını biliyoruz. Mahkeme büyük ihtimalle resimde görülen kubbeli küçük binalarda yer almaktaydı. Nitekim günümüzde camiinin yanındaki sokağın adı Mahkeme Sokaktır, adını eskiden bu mevkide yer alan Ahi Çelebi Mahkemesinden almaktadır.

3 Aralık 2009 Perşembe

Mehmet Ali Bey

1911 yılında çekilmiş yandaki fotoğrafta Dramalı Ali Rıza Efendi'nin büyük oğlu Mehmet Ali Bey, küçük kardeşi Mahmut Bey ile birlikte görülmektedir. Fotoğrafın çekildiği tarihte Mehmet Ali Bey 27 yaşında, Mahmut Bey ise 9 yaşındaydı. Dramalı Ali Rıza Efendi 4 yıl önce vefat etmişti, aynı yıl içinde Osmanlı Devleti ile İtalya arasında Trablusgarp Savaşı patlak verecekti. Babalarının memleketi olan Drama'nın Osmanlıların elinden çıkmasına 1 yıl gibi kısa bir süre kalmıştı. 1371 yılında Osmanlılar tarafından Çirmen Muharebesi ile fethedilmiş bu bu şehir, Ali Rıza Efendi'nin bütün yaşamı boyunca bir Osmanlı şehri olarak kalmıştı. Ancak 540 yıl sonra bu toprakların kaderi değişmek üzereydi.Şehir bir daha dönmemek üzere Türklerin elinden çıkmak üzereydi.
Yandaki belge Mehmet Ali Bey'in araştırmalarımız sonucu Osmanlı arşivlerinde bulunmuş (Dahiliye Defterleri Dosya No:143 Gömlek No:253) sicili, yani özgeçmişidir. Sicildeki en son kayıt 1912 tarihine, yani aşağı yukarı yukarıdaki fotoğrafın çekildiği tarihe aittir.

Sicilin giriş kısmında

محمد علي افندي حظور همايون ملكانه درسي شريف مخاطبلرندن و فاتح درسي عاملرندن درامهلي علي رضا افندينك مخدوميدر


Mehmed Ali Efendi, Huzur-ı Hümayun Mülükane ders-i şerif muhatablarından ve Fatih dersiamlarından Dramalı Ali Rıza Efendi’nin mahdumudur.

ibaresi yer almaktadır. Yani Mehmet Ali Bey'in huzur dersi muhataplarından ve Fatih Medresesi dersiamlarından Dramalı Ali Rıza Efendi'nin oğlu olduğu belirtilmektedir. Bu tanıtım Ali Rıza Efendi'nin, Ebül'ula Mardin'in Huzur Dersleri kitabından öğrendiğimiz mezartaşındaki ibareyle neredeyse kelime kelimesine özdeştir.

Sicilde ayrıca Mehmet Ali Bey'in bin üç yüz iki sene-i hicriyesinde yani milâdi takvimle 1884 yılında doğduğu, Davutpaşa ilköğretim okulundan 1 Eylül 1900 tarihinde, Vefa Lisesinden ise 22 Ekim 1904 tarihinde mezun olduğu, 27 Nisan 1907 tarihinde (Ali Rıza Efendi'nin öldüğü gün) Darülfunun Edebiyat bölümünden mezun olduğu belirtilmektedir. Üniversite öğrenimi sırasında Ziraat Bankasında staj yaptığı, 30 Mart 1910 tarihinde 800 kuruş maaşla Maliye Nezareti Özel kalem müdürlüğü İstatistik kalemi 2. Sınıf katipliğine atandığı yazılıdır. Yani yukarıdaki fotoğrafın çekildiği yıllarda Mehmet Ali Bey artık para kazanmaya başlamış, annesi Fatma Zehra hanım ve iki küçük kardeşi Remzi ve Mahmut Bey'den oluşan ailesinin başkanlık rolünü üstlenmişti.

Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra Mehmet Ali Bey'in kariyeri ilerlemeye devam edecek, ülkenin başkentinin Ankara'ya taşınması üzere Ankara'ya yerleşerek genç Türkiye'nin kurucu kadroları arasında yer alacaktı. Yandaki fotoğraf Mehmet Ali Bey'in 1930 yılında kardeşi Mahmut Bey'e Ankara'dan yolladığı bir fotoğraftır. Yaşamının geri kalan kısmını Ankara'da geçiren Mehmet Ali Bey Sayıştay Daire Başkanlığına kadar yükselmiş, 1965 yılında Ankara'da vefat etmiştir. Muhasebe-i Umumiye ve Bütçe Kanunları başlıklı bir kitabın yazarıdır.

2 Aralık 2009 Çarşamba

Taşkasap

Dramalı Ali Rıza Efendi'nin İstanbul'daki evi Taşkasap semtinde, Molla Şeref mahallesinde bulunan 3 veya 4 katlı, yandakine benzer bir evdi. İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Taşkasap'ın adına Osmanlı arşivlerinde çok eski tarihlerden kalma belgelerde bile ratlayabiliyoruz. Örneğin, 21 Zilkade 1192, yani 11 Aralık 1778 tarihinden kalma bir belgede Taşkasap'taki bir yangından söz edilmektedir. Semtin adı Sadık Şendil'in Yedi Kocalı Hürmüz oyunuyla ölümsüzleşmiştir. Ayrıca semt ünlü Klasik Türk Müziği bestecisi Sadettin Kaynak'ın doğum yeridir. Eskiden Taşkasap semtinin parçası olan sokaklar günümüzde artık Fındıkzade ve Haseki semtleri olarak bilinmektedir. Semtin bazı sokakları 1958 yılında açılan (Turgut Özal) Millet Caddesi nedeniyle kaldırılmış olmakla birlikte eski sokakların büyük bir bölümü hala mevcuttur, hatta sokakların bazıları hala eski adlarını taşımaktadır.
Yanda Taşkasap semtinin 1922 yılında ve günümüzde çizilmiş haritalarını alt alta görebilirsiniz. Ahmediye ve Sofular Caddeleri hala aynı yerde mevcutturlar. Hayreddin Paşa Sokağının yeni adı Molla Gürani Sokak, Çeşme Sokak'ın yeni adı Sadi Çeşmesi Sokak'tır. Taşkasap Caddesi ise Millet Caddesinin bir parçası haline gelmiştir.

Ali Rıza Efendi bu semti oturmak için, dersiam olarak görev yaptığı Fatih Camii'ne yakınlığı nedeniyle seçmiş olmalıdır. Ali Rıza Efendi'nin bu eve 1880'li yıllarda eşi Fatmatüz Zehra ile evlendikten sonra yerleştiğini sanıyoruz. Ali Rıza Efendi'nin üç oğlu olan Mehmet Ali, Remzi ve Mahmut beyler 1884, 1899 ve 1902 yıllarında bu evde doğmuş olmalıdırlar. En küçük oğlu olan Mahmut Bey, 1963 yılına kadar bu evin bulunduğu arsada sonradan yaptırılmış bir evde oturmaya devam etmiştir. O yüzden de bu eski evin arsasının yerini kesin olarak bilmekteyiz. Evin bulunduğu arsa Fındıkzade semtinde, günümüzde Dedepaşa Sokak adıyla anılan sokakta bulunmaktadır. Yandaki eski haritaya göre sokağın eski adı Mehter Sokak idi. Aşağıdaki fotoğrafta Ali Rıza Efendi'nin evinin bulunduğu yerde 1963 yılında inşa edilmiş Nakşiler Apartmanını görmeniz mümkündür.

Ali Rıza Efendi'nin en küçük oğlu olan Mahmut Bey babası 1907 yılında vefat ettiği sırada sadece 5 yaşında idi. Mahmut bey babası öldüğü sırada çok küçük yaşta olmasına rağmen, babasının vefat ettiği gün çok sayıda sarıklı din adamının bir insan seli gibi Mehter Sokağı sardığını hatırlardı. Ali Rıza Efendi vefat ettiğinde büyük oğlu Mehmet Ali Bey 23 yaşındaydı ve Osmanlı arşivlerindeki siciline göre kaderin bir cilvesi olarak babasının vefat ettiği 27 Nisan 1907 günü Darülfünun'un Edebiyat şubesinden mezun olmuştu.

I. Dünya Savaşı'nın son yıllarında Ali Rıza Efendi'nin ailesi büyük bir faciayla sarsıldı. 13 Haziran 1918 günü çıkan Fatih Yangını Osmanlı döneminin en son büyük yangınıydı. 7500 yapının kül olduğu bu yangında Ali Rıza Efendi'nin evi tamamen yanarak yok oldu. Ali Rıza Efendi'nin el yazmaları ve nadir eserlerle dolu zengin kütüphanesinin büyük bir bölümü, muhtemelen kendi yazmış telif eserler de dahil olmak üzere bu yangında elden gitti. Evsiz kalan aile geriye kalan eserleri Haseki Camii'ne ve Valide Camii'nin kütüphanelerine bağışladı.

Ali Rıza Efendi'nin dul eşi Fatma Zehra hanım yanan evin yerine tek katlı 3 odalı bir ev yaptırarak vefat edene kadar genç yaştaki oğullarıyla birlikte burada oturdu. Fatma Zehra Hanım 1920'li yıllarda bu evde vefat etti. Ali Rıza Efendi'nin oğulları çeşitli yıllarda bu evde oturmaya devam ettiler. Cumhuriyetin ilanından sonra Mehmet Ali Bey Ankara'da görev aldı. Remzi Bey ve Mahmut Bey de evlenerek ülkenin çeşitli yerlerinde Türkiye Cumhuriyetinin çeşitli devlet kademelerinde görev yaptılar. Taşkasap'taki ev bazı yıllarda boş kaldı. Bazı yıllarda kiraya verildi. Sonunda 1963 yılında İstanbul'da yaşayan Remzi ve Mahmut Bey kardeşler evi satmaya karar verdiler. Ev satıldıktan sonra yıkılarak, yerine Nakşiler Apartmanı inşa edildi. Mahmut Bey yaşamının geri kalan kısmına Dedepaşa sokağa 100 metre ilerde satın aldığı bir apartman dairesinde geçirdi. Ali Rıza Efendi'nin iki torunu hala Fındıkzade semtinde ailenin Taşkasap'taki eski evine çok yakın olan bu dairede yaşamaktadırlar.